16675,83%-3,15
43,83% 0,20
51,56% -0,07
7064,06% 0,39
11672,32% 0,00
Adalet Bakanı Akın Gürlek, tutukluların avukatlarıyla görüşmelerine sınırlama getirileceği yönündeki iddialara ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda tartışma yaratan düzenleme taslağına yönelik değerlendirme yapan Gürlek, savunma hakkının ortadan kaldırılmasının söz konusu olmadığını belirterek, yapılması planlanan çalışmanın yalnızca “hakkın kötüye kullanımını önlemeye” yönelik olduğunu ifade etti.
Son dönemde özellikle bazı baroların gündeme taşıdığı eleştirilerin ardından konuşan Gürlek, hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından biri olan savunma hakkının özüne dokunulmayacağını vurguladı.
Gürlek, savunma hakkının ortadan kaldırılacağına yönelik yorumların gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Savunma hakkının kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle olamaz. Buradaki mesele, savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmektir” dedi.
Hiçbir temel hakkın sınırsız olmadığını hatırlatan Gürlek, özellikle ceza infaz kurumlarında ortaya çıkabilecek somut ve ciddi güvenlik riskleri karşısında belirli tedbirlerin gündeme gelebileceğini söyledi.
Planlanan düzenlemenin keyfi bir uygulama içermeyeceğini belirten Gürlek, üç temel şartın altını çizdi:
Öncelikle hakim kararı bulunacak,
Somut ve ciddi bir tespit yapılacak,
Alınacak tedbir belirli bir süreyle sınırlı olacak.
Bakan Gürlek, her görüşmede otomatik olarak uygulanacak bir sınırlamanın söz konusu olmadığını da ifade etti. Buna göre, genel ve sürekli bir kısıtlama değil; istisnai, hukuka dayalı ve denetime açık bir mekanizma öngörülüyor.
Özellikle terör ve örgüt suçları bakımından hassasiyet bulunduğunu söyleyen Gürlek, bazı durumlarda avukat görüşmelerinin delillerin yok edilmesine veya örgütsel talimat aktarımına zemin hazırlayabildiğine dikkat çekti.
Bir görüşmenin delil karartmaya ya da örgütsel iletişime hizmet etmesi halinde devletin buna kayıtsız kalamayacağını belirten Gürlek, tutuklular açısından masumiyet karinesinin geçerli olduğunu ancak avukatların örgütsel süreçlerin bir parçası haline gelmesinin kabul edilemeyeceğini dile getirdi.
Bu açıklama, özellikle ağır suç kategorilerinde yargı süreçlerinin güvenliği açısından yeni bir düzenleme ihtiyacına işaret ediyor.
Gürlek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da atıf yaparak, terör ve örgüt suçlarında hakim kararı ve somut delil bulunması halinde avukat görüşmelerine belirli kısıtlamalar getirilebildiğini ve bunun hukuk devletiyle bağdaşabileceğini söyledi.
Mevcut Türk mevzuatında bu konuya ilişkin açık ve detaylı bir düzenleme bulunmadığını belirten Gürlek, yapılması planlanan çalışmanın bu boşluğu doldurmayı amaçladığını ifade etti.
Tutuklu–avukat görüşmelerine ilişkin düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine taşınması bekleniyor. Taslağın nihai halinin, hukuk çevreleri ve barolarla yapılacak istişareler sonrasında netleşeceği belirtiliyor.
Adalet Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı bu düzenleme, savunma hakkı ile güvenlik dengesi arasındaki hassas çizgiyi yeniden gündeme taşırken, yargı camiasında da geniş bir tartışma başlatmış durumda.