17387,19%1,49
43,71% -0,04
51,89% -0,06
7037,69% -0,53
11669,07% -0,71
TERÖR - Kamuoyunda tartışılan “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin hazırlanan rapor hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları kapsamında hazırlanacak raporda “umut hakkı” ifadesinin başlık olarak geçmeyebileceğini ancak içeriğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde yer alacağını söyledi.
Yıldız açıklamasında, raporun terminolojisinde “umut hakkı” ifadesinin doğrudan kullanılmayabileceğini vurgulayarak şu mesajı verdi:
“Umut hakkı isim olarak olmasa bile AİHM kararları üzerinden içerik olarak mutlaka olacak.”
Bu sözler, özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ve infaz rejimiyle ilgili tartışmaların yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Açıklama, hukuk çevrelerinde ve siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı.
“Umut hakkı”, özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen kişilerin koşullu salıverilme ya da cezanın gözden geçirilmesi imkanına sahip olup olmayacağıyla bağlantılı bir kavramdır.
Bu hak, doğrudan Türk hukukunda tanımlanmış bir başlık olmaktan ziyade, Avrupa insan hakları hukukundan kaynaklanan bir ilkeye dayanır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının hiçbir şekilde gözden geçirilememesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence ve insanlık dışı muameleyi yasaklayan 3. maddesi kapsamında değerlendirebiliyor.
Mahkeme, bazı kararlarında ömür boyu hapis cezası alan bir kişinin cezasının makul bir süre sonra gözden geçirilebilmesi gerektiğini ve “serbest kalma umudunun tamamen ortadan kaldırılmaması” gerektiğini vurguladı.
Bu bağlamda “umut hakkı”, mahkûmun bir gün özgürlüğüne kavuşma ihtimalinin tamamen kapatılmaması gerektiği yönündeki ilkeyi ifade ediyor. Ancak bu, otomatik tahliye anlamına gelmiyor. Sadece belirli şartlar altında cezanın yeniden değerlendirilmesi mekanizmasının bulunmasını ifade ediyor.
Türk Ceza Kanunu ve İnfaz Kanunu’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bazı hükümlüler için koşullu salıverme imkanı bulunmuyor. Özellikle terör suçları ve anayasal düzene karşı işlenen suçlarda infaz rejimi daha katı uygulanıyor.
AİHM kararları doğrultusunda, “umut hakkı” tartışması Türkiye’de zaman zaman gündeme geliyor. Ancak bugüne kadar bu konuda kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmış değil.
MHP’nin gündeme getirdiği Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun, infaz hukukuna ilişkin bazı değerlendirmeleri içereceği belirtiliyor.
Feti Yıldız’ın açıklaması, özellikle ağırlaştırılmış müebbet cezalarının infaz rejimiyle ilgili Avrupa standartlarının dikkate alınabileceği yönünde yorumlandı. Ancak bu açıklama, doğrudan bir af ya da koşulsuz tahliye anlamına gelmiyor.
Hukukçulara göre, AİHM içtihatlarına uygun bir sistem kurulması halinde, cezanın belirli bir süre sonra gözden geçirilmesine yönelik sınırlı ve denetimli bir mekanizma gündeme gelebilir.
“Umut hakkı” konusu, hem siyasi hem de toplumsal açıdan hassas bir başlık olarak öne çıkıyor. Özellikle terör suçları söz konusu olduğunda kamuoyundaki hassasiyet daha da artıyor.
MHP’li Feti Yıldız’ın “başlık olarak değil, içerik olarak yer alacak” ifadesi, konunun doğrudan bir isimlendirme üzerinden değil, Avrupa insan hakları normlarına uyum çerçevesinde ele alınabileceğini gösteriyor.
Önümüzdeki süreçte raporun detaylarının açıklanmasıyla birlikte, infaz hukukuna ilişkin olası değişikliklerin kapsamı daha net anlaşılacak.