16834,12%0,95
43,82% 0,15
51,67% 0,12
7163,90% 1,81
11729,31% 0,51
Yargılama ve İnfaz Sistemine Yönelik Reform Önerileri
Yargılama ve infaz alanında kapsamlı bir reform sürecinin başlatılması gündemde. Öneriler, infaz mevzuatının hem Anayasa Mahkemesi (AYM) hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini öngörüyor. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de dikkate alınarak, infaz sisteminin adalet ilkesini merkeze alan bir anlayışla güncellenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Mahkûmların infaz süreçlerinin; koşullu salıverilme kriterleri ve ceza süreleri dahil olmak üzere, evrensel ceza hukuku ilkeleri çerçevesinde daha eşitlikçi ve bütüncül bir yapıya kavuşturulması öneriliyor. Özellikle hasta ve ileri yaştaki tutuklu ve hükümlüler bakımından yaşam hakkının önceliği esas alınarak infaz ertelemesi uygulamasının daha etkin biçimde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Cezaevlerinde faaliyet gösteren idare ve gözlem kurullarının yapısı ile karar alma süreçlerinin de uygulamadaki sorunlar ışığında yeniden ele alınması planlanıyor.
Tutuklama tedbirine ilişkin olarak ise, hukukun temel ilkeleri doğrultusunda tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiği belirtiliyor. Mevzuatın, tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğu prensibine uygun şekilde gözden geçirilmesi ve kanunda yer alan şartlara sıkı biçimde bağlı kalınması gerektiği dile getiriliyor.
Hak ve Özgürlükler Alanında Yeni Düzenleme Hazırlığı
Reform paketinde temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi de önemli bir başlık olarak yer alıyor. İnsan onurunun ayrılmaz bir parçası olan, doğuştan gelen ve devredilemez nitelikteki hakların kullanımını kısıtlayan engellerin kaldırılması amacıyla mevcut mevzuatın gözden geçirilmesi hedefleniyor.
Bu kapsamda, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun, hakkın özünü koruyacak ve özgürlük alanını genişletecek şekilde yeniden düzenlenmesi öneriliyor. Ayrıca, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK)’in daha etkin çalışmasını sağlayacak bir yeniden yapılandırma süreci gündeme gelebilir.
Şiddet içermeyen fiillerin terör suçu kapsamına alınmaması gerektiği özellikle vurgulanırken, ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan eylemlerin cezai yaptırıma konu edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Bu çerçevede, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Terörle Mücadele Kanunu (TMK) başta olmak üzere ilgili mevzuatın, kanuni belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesi öneriliyor.
Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği ifade edilirken; hukuki sınırlar içinde kalan eleştiri ve düşünce açıklamalarının demokratik toplum düzeninin ayrılmaz bir unsuru olduğu vurgulanıyor. Bu doğrultuda basın ve yayın mevzuatının da yeniden ele alınması gündemde.
Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacı taşıyan düşünce açıklamalarının suç teşkil etmeyeceği ilkesine bağlı olarak, basın özgürlüğünü daraltan uygulamaların önüne geçilmesi ve yasal çerçevenin daha açık ve öngörülebilir hale getirilmesi hedefleniyor.
Siyasi Hayata İlişkin Düzenlemeler
Demokratik katılım, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda seçim ve siyasi parti mevzuatında da değişiklik önerileri bulunuyor. Anayasa’nın 79. maddesi çerçevesinde seçim yargısının ve genel yargısal süreçlerin kanunilik ve belirlilik ilkelerine uygun biçimde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile seçim kanunlarının, partiler arası uzlaşıyla hazırlanması gerektiği belirtiliyor.
Siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak uygulamadaki eksikliklerin giderilmesi ve demokratik siyasi hayatın güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca kamu yönetiminde etik standartların yükseltilmesi amacıyla bir Siyasi Etik Kanunu hazırlanması da öneriler arasında yer alıyor.