17016,29%1,08
43,84% 0,05
51,68% -0,04
7296,38% -1,12
11883,52% 0,00
Danıştay, vatandaşların belediyeler, vergi daireleri ve diğer kamu kurumlarıyla yaşadığı uyuşmazlıklarda uygulanacak avukatlık ücretine ilişkin kritik bir içtihada imza attı. Yüksek Mahkeme’nin verdiği karar, özellikle düşük tutarlı vergi ve kamu alacağı davalarında önemli sonuçlar doğuracak. Buna göre dava konusu miktar ne olursa olsun, belirli kamu alacağı davalarında vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yer alan maktu tutarın altında olamayacak.
Karar, kamuoyunda “küçük meblağlı davalarda yüksek vekâlet ücreti” tartışmasını da beraberinde getirdi. Özellikle 10 bin liralık bir vergi ihtilafında dahi, davayı kaybeden tarafın 30 bin liraya kadar karşı vekâlet ücreti ödemek zorunda kalabileceği belirtiliyor.
Yüksek Mahkeme, genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergiler ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğine hükmetti.
Karara göre, bu tür davalarda artık dava değerinin düşük olması vekâlet ücretini azaltmayacak. Dava konusu 2 bin lira da olsa, 10 bin lira da olsa, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifedeki maktu ücret esas alınacak.
Karara konu olan olayda bir hükümlü hakkında 2 bin 380 liralık yemek bedelinin tahsili amacıyla takip başlatıldı. Borçlu tarafından ödeme emrinin iptali için dava açıldı ve ilk derece mahkemesi davacıyı haklı bularak ödeme emrini iptal etti.
İstanbul 2’nci İdare Mahkemesi, avukatlık ücretini dava konusu tutarla sınırlı tutarak 2 bin 380 lira olarak belirledi. Ancak davacı vekili, bu hesaplama yönteminin yanlış olduğunu savunarak dosyayı Danıştay’a taşıdı. İtirazda, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince bu tür davalarda maktu ücret uygulanması gerektiği ileri sürüldü.
Danıştay Başsavcılığı da kararı kanun yararına temyiz ederek, ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasını talep etti.
Dosyayı inceleyen Danıştay 10. Dairesi, yapılan temyiz başvurusunu yerinde buldu. Kararda, 6183 sayılı Kanun kapsamında açılan davalarda maktu vekâlet ücretinin esas alınması gerektiği açıkça vurgulandı. Ayrıca bu uygulamanın iptali için daha önce yapılan başvurunun da Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildiğine dikkat çekildi.
Böylece mahkeme kararı kanun yararına bozuldu ve emsal niteliğinde bir içtihat ortaya çıktı.
2026 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre idare ve vergi mahkemelerinde duruşmasız görülen davalarda maktu vekâlet ücreti 30 bin lira olarak uygulanıyor.
Bu durumda örneğin 10 bin liralık bir emlak vergisine itiraz eden bir vatandaş davayı kaybederse:
Kendi avukatıyla anlaşmasına bağlı olarak yaklaşık 30 bin lira ödeyebilecek,
Davayı kazanan idarenin avukatına da 30 bin lira karşı vekâlet ücreti vermek zorunda kalabilecek.
Toplamda 60 bin liralık bir avukatlık ücreti yükü ortaya çıkabilecek. Buna yargılama giderleri ve harçlar dahil değil.
Öte yandan kamu idaresi davayı kaybederse, bu kez karşı tarafa aynı maktu ücret üzerinden vekâlet ücreti ödeyecek.
İdari yargıda açılan iptal ve tam yargı davalarında, haksız çıkan taraf aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekâlet ücretine hükmediliyor. Kamu kurumları lehine vekâlet ücretine karar verilebilmesi için, davanın kurum avukatı veya hukuken yetkili hukuk birimi tarafından takip edilmiş olması gerekiyor.
Avukatlık Kanunu’na göre iki farklı vekâlet ücreti bulunuyor:
Akdi vekâlet ücreti: Avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeye dayanır.
Karşı taraf vekâlet ücreti: Davayı kazanan taraf lehine, haksız çıkan taraftan tahsil edilmek üzere mahkeme tarafından hükmedilir.
Vatandaş davayı açarken avukatına ödeme yapar. Davayı kaybederse, ayrıca karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretini de ödemek zorunda kalır. Bu ücret her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre maktu ya da nispi olarak belirlenir.
Danıştay’ın son kararı, özellikle düşük tutarlı vergi ve kamu alacağı davalarında vatandaşların dava açmadan önce mali riskleri daha dikkatli hesaplamasını gerektirecek. Küçük görünen bir kamu borcuna itiraz, kaybedildiğinde yüksek vekâlet ücreti yükü doğurabilecek.
Hukukçular, kararın idare ile birey arasındaki davalarda dengeleri değiştirebileceğini ve dava açma iradesi üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini değerlendiriyor.
Danıştay kararı, idare hukukunda yeni dönemin kapısını aralarken, hem vatandaşlar hem de kamu kurumları açısından önemli sonuçlar doğuracak gibi görünüyor.