-
BIST 100
16017,18%2,66
-
DOLAR
44,05% 0,04
-
EURO
51,29% -0,01
-
GRAM ALTIN
7320,30% 0,62
-
Ç. ALTIN
11814,89% 0,47
Ceza Yargılamasında “Kesintisiz Duruşma” İlkesine Uyulmuyor Mu?
Ceza Yargılamasında “Kesintisiz Duruşma” İlkesine Uyulmuyor Mu? Uzman İsimden Önemli Değerlendirme Geldi.
Ceza yargılamasında davaların uzun sürmesi ve duruşmalar arasındaki aylar süren aralar hukuk çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan avukat Bülent Cansu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş olan “kesintisiz duruşma” ilkesinin uygulamada çoğu zaman hayata geçirilemediğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Cansu, özellikle duruşmalar arasında yapılabilecek işlemlerin ertelenmesi, tensip aşamasındaki eksiklikler ve celse aralıklarının uzunluğu nedeniyle ceza yargılamalarının gereksiz şekilde uzadığını ifade etti.
“Kanunun emri açık”
Ceza yargılamasının temel ilkelerinden birinin duruşmanın kesintisiz yürütülmesi olduğunu hatırlatan Cansu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 190. maddesinin birinci fıkrasında bu durumun açıkça düzenlendiğini belirtti.
Kanun hükmünün oldukça net olduğunu vurgulayan Cansu, düzenlemenin temel amacının davaların gereksiz yere uzamasını önlemek ve hükme mümkün olan en kısa sürede ulaşılmasını sağlamak olduğunu söyledi.
Cansu’ya göre kanun hükmü şu şekilde açık bir ilke ortaya koyuyor:
“Duruşma kesintisiz yürütülür ve hükme mümkün olan en kısa sürede ulaşılır.”
Ancak uygulamada bu ilkenin çoğu zaman tam tersine işlediğini belirten Cansu, birçok dosyada yargılamanın aylar süren duruşma aralıkları nedeniyle fiilen yavaşladığını ifade etti.
“Dosya ilerlemiyor”
Avukat Cansu, özellikle duruşmalar arasında gelen yazı ve taleplerin çoğu zaman işleme alınmadığını ve bir sonraki duruşmanın beklendiğini belirtti. Buna göre celse arasında gelen yazılara göre işlem yapılmaması, tarafların talepleri hakkında ara karar verilmemesi ve yapılabilecek işlemlerin bir sonraki celseye bırakılması yargılamayı ciddi şekilde yavaşlatıyor.
Bu durumun sonucunda ise dosyaların aylar süren duruşma aralıkları içinde ilerlemediğini belirten Cansu, davaların uzamasının çoğu zaman delil eksikliğinden değil, basit işlemlerin zamanında yapılmamasından kaynaklandığını ifade etti.
Cansu, “Birçok dosyada yargılamayı uzatan şey delil eksikliği ya da iş yoğunluğu değil; yargılamanın aktif şekilde yönetilmemesidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Tensip zafiyetleri önemli bir sorun
Cansu’ya göre sorunun önemli bir kısmı tensip aşamasındaki eksikliklerden kaynaklanıyor. Ceza yargılamasında tensip kararlarının duruşma hazırlığının en kritik aşaması olduğunu belirten Cansu, bu aşamanın güçlü yapılmaması durumunda duruşma öncesinde çözülebilecek birçok işlemin ilk celseye kaldığını söyledi.
Bunun da pratikte “bir sonraki celseye bırakma” alışkanlığını doğurduğunu ifade eden Cansu, duruşmalar arasında gelen yazı cevaplarının ve dilekçelerin çoğu zaman değerlendirilmeden bekletildiğini belirtti.
Makul sürede yargılanma hakkı etkileniyor
Uzayan yargılamaların yalnızca teknik bir sorun olmadığını vurgulayan Cansu, bu durumun aynı zamanda makul sürede yargılanma hakkını da etkilediğini ifade etti. Ayrıca usul ekonomisinin ihlal edildiğini ve mahkemelerin şikâyet ettiği iş yükünün bu nedenle daha da arttığını dile getirdi.
Cansu’ya göre duruşmalar arasında yapılmayan basit işlemler zamanla dosya sayısını artırıyor ve bu durum yargı sisteminde kendi kendini büyüten bir iş yükü döngüsü oluşturuyor.
Çözüm için somut öneriler
Avukat Bülent Cansu, sorunun çözümü için bazı somut öneriler de sundu. Bu önerilerin temelinde üç ana yaklaşımın bulunduğunu belirtti: duruşma hazırlığının güçlendirilmesi, ara talepler için hızlı karar mekanizması kurulması ve erteleme kararlarının denetlenebilir hale getirilmesi.
Bu kapsamda tensip aşamasında dosyaya özgü bir hazırlık kontrol listesi hazırlanması ve bu sistemin UYAP üzerinden otomatik uyarı sistemiyle desteklenmesi önerildi.
Bir diğer öneri ise “blok celse planlaması” oldu. Buna göre özellikle delil aşaması yoğun davalarda tanıkların, mağdurların ve uzmanların mümkün olduğunca aynı hafta veya ardışık haftalarda dinlenmesini sağlayan bir duruşma takvimi oluşturulması yargılamayı hızlandırabilir.
Cansu ayrıca mahkemelerin duruşma ertelendikten sonra gelen talepler için “celse dışı karar penceresi” oluşturmasını önerdi. Haftanın belirli günlerinde yalnızca ara taleplerin karara bağlanacağı kısa bir takvim oluşturulmasının bir sonraki duruşmaya daha hazırlıklı gidilmesini sağlayacağını ifade etti.
İstinabe süreçlerine de düzenleme önerisi
Cansu’nun dikkat çektiği bir diğer sorun ise istinabe uygulamaları oldu. Bir mahkemenin başka bir mahkemeden talimat yoluyla işlem yapılmasını istediği durumlarda, talimatı yerine getiren mahkemenin bazen çok ileri tarihlere duruşma günü verdiğini belirten Cansu, bunun ana davaya bakan mahkemenin duruşmasını da zorunlu olarak ertelemesine yol açtığını söyledi.
Bu nedenle talimatı yerine getiren mahkemenin, ana mahkemenin duruşma tarihini dikkate alarak daha erken bir tarih belirlemesinin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Cansu’ya göre bu tür düzenlemeler hayata geçirildiği takdirde ceza yargılamasında hem kesintisiz duruşma ilkesi güçlenecek hem de davaların gereksiz yere uzamasının önüne geçilebilecek.
-
1
Merakla Beklenen 19 Maddelik Kanun Teklifinden Zam Çıktı!
-
2
Terör Örgütü Elebaşı Abdullah Öcalan'dan Yeni Çağrı
-
3
Feti Yıldız'dan İnfaz Düzenlemesi Açıklaması
-
4
MHP'den Umut Hakkı Açıklaması!
-
5
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Küresel ticaret hatlarını tahkim ettik”
-
6
CHP’li Belediye'de kriz: Tutuklama sonrası geçici başkan görevlendirildi
-
7
Feti Yıldız’dan “umut hakkı” ve infaz hukuku vurgusu
-
8
MHP’li Feti Yıldız’dan “umut hakkı” açıklaması: Raporda yer alacak, uzlaşı sağlandı
-
9
Terörsüz Türkiye Komisyonu 5’inci kez bir araya geliyor
-
10
Özlem Çerçioğlu’ndan CHP Lideri Özgür Özel Hakkında Suç Duyurusu

