16562,83%-0,80
43,88% 0,04
51,90% 0,17
7304,79% 0,54
11845,61% 0,00
Adalet teşkilatında uzun süredir gündemde olan “Adalet Hizmetleri Sınıfı” düzenlemesi, 2026 yılı yaklaşırken yeniden tartışmaların merkezine yerleşti. Özellikle Adalet Bakanlığı görevine başlayan Akın Gürlek’in ilk açıklamalarında personel haklarına vurgu yapması, teşkilatta reform beklentilerini güçlendirdi. Bakanlık bünyesinde çalışan on binlerce personel açısından kritik önem taşıyan bu düzenlemenin, 2026 yılı içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi bekleniyor.
Göreve başlamasının hemen ardından yaptığı değerlendirmelerde, adliye ve cezaevi personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Gürlek, çalışma koşulları, kariyer planlaması ve mali haklar konusunda yeni bir dönemin başlayabileceğinin sinyalini verdi. Yargı sisteminin farklı kademelerinde görev yapmış olması nedeniyle sahadaki iş yükünü yakından bildiği ifade edilen Bakan’ın açıklamaları, teşkilat içinde “yapısal reform” beklentisini artırdı.
Bu gelişmeler, daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dile getirilen Adalet Hizmetleri Sınıfı vaadini yeniden gündeme taşıdı. Personel temsilcileri ve sendikalar, söz konusu düzenlemenin artık somut bir kanun teklifine dönüşmesini talep ediyor.
Mevcut sistemde adalet personelinin büyük bölümü Genel İdare Hizmetleri Sınıfı kapsamında yer alıyor. Ancak yargı süreçlerinin yürütülmesinde kilit rol üstlenen zabıt kâtipleri, yazı işleri müdürlükleri personeli, icra daireleri çalışanları ve infaz koruma memurları için bu statünün yeterli olmadığı görüşü uzun süredir dile getiriliyor.
Planlanan düzenleme ile adalet teşkilatına özgü müstakil bir “Adalet Hizmetleri Sınıfı” oluşturulması hedefleniyor. Bu adımın yalnızca idari bir değişiklik olmayacağı; kariyer basamaklarının netleşmesi, görev tanımlarının yeniden belirlenmesi ve mali hakların güçlendirilmesi anlamına geleceği belirtiliyor.
Hukuk çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, 2026 yılının belirleyici bir eşik olabileceği ifade ediliyor. Adalet Bakanlığı’nın iş yükü bakımından en yoğun kamu kurumlarından biri olduğuna dikkat çekilerek, artan dosya sayısı ve yargı süreçlerindeki yoğunluk karşısında personel motivasyonunun güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiği vurgulanıyor.
Uzmanlara göre, söz konusu düzenlemenin yasalaşması yalnızca ekonomik iyileştirme sağlamayacak; aynı zamanda adalet hizmetlerinin kurumsal yapısını daha sürdürülebilir ve verimli bir zemine taşıyacak.
Kulislere yansıyan bilgilere göre hazırlık aşamasındaki çalışmalarda şu başlıklar dikkat çekiyor:
Adalet personelinin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı kapsamından çıkarılması
“Adalet Hizmetleri Sınıfı” adıyla bağımsız bir hizmet sınıfı oluşturulması
Uzman kâtip, baş kâtip ve kıdemli kâtip gibi yeni kariyer basamaklarının ihdas edilmesi
Yeni unvanlara bağlı görev tazminatı ve ek ödeme düzenlemeleri yapılması
Emekliliğe yansıyan mali hakların güçlendirilmesi
Bu değişikliklerle birlikte özellikle zabıt kâtipliği ve yazı işleri alanında görev yapan personelin kariyer yol haritasının daha net çizilmesi amaçlanıyor.
Düzenlemenin hayata geçirilebilmesi için öncelikle kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması gerekiyor. Ardından ilgili komisyonlarda ayrıntılı görüşmeler yapılacak, kapsama alınacak personel grupları netleştirilecek ve yeni unvanlar için eğitim ile kıdem kriterleri belirlenecek. Mali düzenlemelerin bütçe dengesiyle uyumlu şekilde planlanması da sürecin en kritik aşamalarından biri olacak.
Bu adımların tamamlanması halinde, adalet teşkilatında görev yapan binlerce personel için yeni bir statü dönemi başlayabilir.
Adalet personelinin uzun süredir dile getirdiği talepler; ek göstergelerin artırılması, tazminat sisteminin güncellenmesi ve kariyer basamaklarının somutlaştırılması etrafında yoğunlaşıyor. Bu nedenle “Adalet Hizmetleri Sınıfı” yalnızca maaş artışı anlamına gelmiyor; aynı zamanda mesleki itibar ve kurumsal kimlik açısından da önem taşıyor.
2026 yılı içerisinde düzenlemenin Meclis gündemine taşınması ve yasalaşması halinde, yargı teşkilatında yıllardır beklenen yapısal dönüşüm gerçekleşebilir. Önümüzdeki süreçte atılacak somut adımlar, hem personelin motivasyonunu hem de adalet hizmetlerinin etkinliğini doğrudan etkileyecek.