Tarih: 21.02.2026 13:49

Yargıtay'dan 'Yargılamaları Etkileyecek' Tebligat Kararı

Facebook Twitter Linked-in

Yargıtay'ın verdiği kararlar haberlere konu olmaya devam ediyor. Tebligat ile ilgili ince detaylar bazen yargılamaya konu dosyanın yeniden ele alınmasına neden olabiliyor. Türkiye'de binlerce vatandaşı ve şirketi yakından ilgilendiren dikkat çekici bir karar, Yargıtay tarafından verildi. Yüksek Mahkeme, kapıya yapıştırılan ve muhtara bırakılan tebligatlarda "haber verilen komşunun adı ve soyadı" açıkça yazılmadığı takdirde işlemin usulsüz sayılacağına hükmetti. Karar, icra takipleri ve dava süreçlerinde sürelerin başlangıcı açısından kritik önem taşıyor. Karar sosyal medyada en çok konuşulanlar arasında yer aldı.

Tebligatta Şekil Şartı Hayati Önem Taşıyor

Hukuki süreçlerde tebligat, tarafların hak kaybına uğramaması için en temel bildirim yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Özellikle icra takiplerinde gönderilen ödeme emirleri ya da dava dosyalarına ilişkin bildirimler, süresi içinde itiraz edilmediği takdirde ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Uygulamada ise çoğu zaman muhatap adresinde bulunamadığında tebligat memuru, evrakı muhtara bırakıp kapıya haber kağıdı yapıştırıyor. Ayrıca en yakın komşuya ya da apartman görevlisine bilgi verildiği tutanağa işleniyor. Ancak son kararla birlikte bu uygulamada yapılan eksik kayıtların hukuki sonuç doğurmayabileceği netleşmiş oldu.

"Komşunun İsmi Yazılmalı ve İmzalatılmalı"

Yargıtay'ın incelediği dosyada, bir şirkete gönderilen ödeme emri yetkiliye ulaştırılamadığı için muhtara teslim edildi. Kapıya ihbar kağıdı bırakıldı ve tutanakta "komşusuna haber verildiği ancak isim vermekten kaçındığı" belirtildi.

Ancak Yargıtay, bu ifadeyi yeterli bulmadı. Kararda açıkça, haber verilen komşunun adının ve soyadının mazbatada yer alması gerektiği vurgulandı. Ayrıca mümkünse bu kişinin imzasının da alınması gerektiği ifade edildi. Aksi durumda tebligatın usulsüz sayılacağına hükmedildi.

Usulsüz Tebligat Hak Kaybını Önleyebilir

Bu karar, özellikle icra dosyalarında süreyi kaçıran kişiler açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Eğer tebligat mazbatasında "komşuya haber verildi" ibaresi yer alıyor ancak isim ve soyisim belirtilmiyorsa, ilgili kişi icra mahkemesine başvurarak "usulsüz tebligat" şikayetinde bulunabilecek.

Bu durumda tebliğ tarihi, resmi kayıtlardaki tarih yerine kişinin evrakı fiilen öğrendiği tarih olarak kabul ediliyor. Böylece itiraz veya dava açma süresi yeniden işlemeye başlıyor ve hak kaybı önlenmiş oluyor.

Kararda Gerçek Kişi ya da Şirket Ayrımı Yok

Yüksek Mahkemenin kararında dikkat çeken bir diğer nokta ise uygulamanın yalnızca bireyler için değil, şirketler için de geçerli olduğunun altının çizilmesi oldu. Şirket adresine yapılan tebligatlarda da aynı kuralların titizlikle uygulanması gerektiği belirtildi.

Yüksek Mahkeme, tebligat hukukunun "şekli bir hukuk" olduğuna dikkat çekerek, kanunda öngörülen prosedürlerin eksiksiz şekilde yerine getirilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. En küçük ayrıntının bile geçerlilik açısından belirleyici olabileceği vurgulandı. Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Avukat Bülent Cansu ise Yargıtay kararlarının mevcut dosyalara ışık tuttuğunu, titizlikle takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Hukukçulardan Uyarı: Mazbatayı Dikkatle İnceleyin

Kararın ardından hukukçular, özellikle kapıya yapıştırılan ihbarnamelerin ve tebligat mazbatalarının dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Tebligatın geçerli sayılabilmesi için usule uygun şekilde düzenlenmesi şart.

Vatandaşlara ve şirket yetkililerine yapılan uyarı net: Eğer tebligat tutanağında komşunun kimliği açıkça belirtilmemişse ve imza alınmamışsa, süresi içinde icra mahkemesine başvurarak usulsüzlük iddiasında bulunmak mümkün.

Bu emsal kararın, uygulamada sıkça karşılaşılan hatalı tebligat işlemlerini azaltması ve daha dikkatli işlem yapılmasını sağlaması bekleniyor. Ayrıca icra takipleri ve dava dosyalarında süre hesabı bakımından da yeni tartışmaların önünü açabileceği değerlendiriliyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —