ANKARA – Nüfus büyüklüğü açısından birbirine yakın olan Türkiye ile Almanya arasında cezaevi sistemi, mahkum yoğunluğu, sosyal haklar ve cezaevi personelinin özlük hakları bakımından dikkat çekici farklılıklar bulunuyor. Resmî veriler ve kamuya açık raporlar iki ülkenin infaz politikalarının oldukça farklı yaklaşımlar benimsediğini ortaya koyuyor.
Türkiye'de ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlü sayısı son yıllarda artış gösterdi. 2025 yılı itibarıyla toplam mahkum sayısı 400 binin üzerine çıkarken, cezaevlerinin toplam kapasitesinin yaklaşık 305 bin civarında olduğu biliniyor. Bu tablo, birçok cezaevinde kapasite aşımı yaşandığını gösteriyor.
Her 100 bin kişiye düşen mahkum sayısı bakımından Türkiye, Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde bulunuyor. Bu durum özellikle tutuklu oranının yüksekliği ve uzun yargılama süreçleriyle ilişkilendiriliyor.
Almanya'da ise toplam mahkum sayısı yaklaşık 44 bin seviyelerinde. Nüfus büyüklüğü Türkiye'ye yakın olmasına rağmen, mahkum sayısının oldukça düşük olması dikkat çekiyor. Almanya'da her 100 bin kişiye düşen mahkum oranı Türkiye'ye kıyasla birkaç kat daha düşük seviyede. İlginç olan ise Almanya ve Türkiye'nin nüfuslarının neredeyse aynı olması.
Almanya'daki cezaevlerinin çoğu kapasite sınırlarının altında faaliyet gösteriyor. Bu da infaz sisteminin rehabilitasyon ve alternatif yaptırımlar ağırlıklı işlediğini gösteren bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Türkiye: 390'dan fazla ceza infaz kurumu bulunuyor. Son yıllarda artan mahkum sayısı nedeniyle yeni cezaevi projeleri gündemde olmaya devam ediyor.
Almanya: Federal yapıya sahip olan Almanya'da cezaevleri eyaletler bazında organize ediliyor. Toplam sayı Türkiye'den düşük olmakla birlikte, mahkum sayısının azlığı nedeniyle kapasite baskısı daha sınırlı kalıyor.
Türkiye'de cezaevlerinde eğitim, mesleki kurslar, açık öğretim imkanı, sosyal faaliyetler ve spor programları uygulanıyor. Ancak aşırı doluluk bazı ceza infaz kurumlarında sosyal alanların ve faaliyetlerin doğal olarak sınırlı kalmasına neden olabiliyor.
Sağlık hizmetleri devlet güvencesi altında sunulurken, yoğunluk özellikle büyük şehirlerdeki kurumlarda hizmet kalitesinin tartışılmasına yol açabiliyor. Bu durumu bazı hükümet yetkilileride yaptıkları açıklamalarda dile getiriyorlar.
Almanya'da ceza infaz sistemi "rehabilitasyon" odaklı bir anlayışla yürütülüyor. Mahkumlara yönelik:
Mesleki eğitim programları
Psikolojik destek
Spor salonları ve sosyal alanlar
Tahliye sonrası topluma entegrasyon projeleri
daha sistematik biçimde uygulanıyor. Açık cezaevi modeli ve alternatif infaz yöntemleri yaygın olarak kullanılıyor.
Türkiye'de cezaevi personeli Adalet Bakanlığı bünyesinde görev yapıyor. Artan mahkum sayısı nedeniyle iş yükü önemli bir tartışma konusu. Personelin özlük hakları genel devlet memurları statüsü çerçevesinde düzenleniyor.
Fazla mesai, vardiyalı çalışma sistemi ve güvenlik riskleri personelin çalışma şartlarını doğrudan etkiliyor. Son yıllarda personel sayısının artırılmasına yönelik alımlar yapılmakla birlikte, yoğunluk personel üzerinde baskı oluşturuyor. İnfaz koruma memurlarının Genel İdari Hizmetler sınıfında oluşuna karşın güvenlik hizmeti veriyor olmaları onları çoğu özlük hakkından uzak tutuyor.
Almanya'da cezaevi görevlileri çoğunlukla "Beamter" statüsünde görev yapıyor. Bu statü, memurlara güçlü sosyal güvence, yüksek emeklilik güvencesi ve iş teminatı sağlıyor.
Beamter sisteminde:
Uzun vadeli iş güvencesi
Devlet güvenceli emeklilik
Sağlık avantajları
Düzenli maaş artış mekanizması
bulunuyor. Ancak bu statüde grev hakkı gibi bazı sınırlamalar da yer alıyor.
Uzman değerlendirmelerine göre iki ülke arasındaki farkın temelinde:
Tutuklama politikaları (çok önemli)
Alternatif ceza uygulamaları
Rehabilitasyon ağırlıklı infaz yaklaşımı
Yargılama süresi uzunluğu
Suç ve ceza politikaları
yer alıyor.
Türkiye'de özellikle tutuklu oranının yüksekliği cezaevlerinin doluluk oranını artırırken, Almanya'da alternatif yaptırımlar ve denetimli serbestlik uygulamalarının daha yaygın olduğu belirtiliyor.
| Başlık | Türkiye | Almanya |
|---|---|---|
| Mahkum Sayısı | 400 bin+ | 44 bin civarı |
| Cezaevi Sayısı | 390+ | Eyalet bazlı, daha düşük |
| Doluluk Oranı | Kapasite aşımı | Genelde kapasite altında |
| Sosyal Haklar | Var ancak yoğunluk etkili | Rehabilitasyon odaklı, sistematik |
| Personel Statüsü | Genel devlet memuru | Beamter (özel memur statüsü) |
Türkiye ile Almanya arasındaki cezaevi sistemleri arasındaki fark, yalnızca mahkum sayısıyla sınırlı değil; infaz yaklaşımı, sosyal haklar ve personel özlük hakları açısından da belirgin ayrışma gösteriyor. Türkiye'de artan mahkum sayısı kapasite ve personel baskısı oluştururken, Almanya'da daha düşük mahkum oranı ve rehabilitasyon temelli model öne çıkıyor.
Türkiye'de infaz reformu ve kapasite sorununa yönelik atılacak adımlar önümüzdeki dönemde cezaevi sisteminin yönünü belirleyecek en kritik başlıklardan biri olacak. Adalet Bakanı Akın Gürlek döneminde cezaevleri nasıl bir süreç ile devam edecek birlikte göreceğiz.