"Terörsüz Türkiye" başlığı altında yürütülen yeni yasal düzenleme çalışmalarında kritik detaylar netleşmeye başladı. TBMM gündemine mart ayında sunulması planlanan geçici ve müstakil yasa taslağı kapsamında, suça karışmamış PKK mensuplarına yönelik farklı bir infaz ve denetim modeli öngörülüyor. Düzenlemenin temel hedefinin, örgütün silahlı faaliyetlerini sona erdirdiğinin tespit edilmesi halinde hukuki zemini buna göre şekillendirmek olduğu belirtiliyor.
Süreç kapsamında oluşturulan komisyonda rapor hazırlıklarının bu hafta tamamlanması beklenirken, bugün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un koordinatör milletvekilleri ile bir araya gelerek son değerlendirmeleri yapması planlanıyor. Görüşmelerde hem geçici yasa metni hem de infaz sistemine ilişkin atılacak adımlar ele alınacak.
Hazırlıkları süren düzenlemede iki aşamalı bir yol haritası öne çıkıyor. İlk aşamada geçici bir yasa çıkarılacak, ardından infaz sistemine yönelik daha kapsamlı düzenlemeler gündeme gelecek. Yasanın, varlığını sona erdirdiği resmen tespit edilen ve bu durumun doğrulandığı terör örgütleri için uygulanacağı açık şekilde vurgulanacak.
Bu noktada dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, düzenlemenin kapsamı. Taslakta, PKK dışındaki örgütlerin açıkça kapsam dışında bırakılması planlanıyor. Özellikle FETÖ ve benzeri yapılanmaların bu düzenlemeden yararlanmasının önüne geçilecek. Böylece düzenlemenin belirli bir çerçevede ve sınırlı şekilde uygulanması hedefleniyor.
Taslağın en dikkat çekici maddesi, suça karışmadığı belirlenen PKK üyelerine ilişkin düzenleme oldu. Buna göre, herhangi bir terör eylemine katılmamış ya da suç işlememiş örgüt mensupları, bir yıl içinde güvenlik birimlerine başvurmaları halinde "etkin pişmanlık" hükümlerine benzer bir infaz rejiminden yararlanabilecek.
Ancak bu kişilere tamamen cezasızlık getirilmeyeceği özellikle vurgulanıyor. Cezaevine girmeleri öngörülmezken, belirli yükümlülükler kapsamında adli kontrol altına alınmaları planlanıyor. Uygulanacak tedbirler arasında düzenli imza, yurt dışına çıkış yasağı ve belirli periyotlarla denetim gibi yükümlülükler yer alabilecek.
Bu kapsamda uygulanacak adli kontrol süresinin 5 yıl olması ve bu süre içinde herhangi bir suça karışılmaması halinde tedbirlerin kaldırılması öngörülüyor. Böylece hem toplumsal güvenliğin korunması hem de örgütten kopuş sürecinin hukuk çerçevesinde yönetilmesi amaçlanıyor.
Düzenleme yalnızca suça karışmamış kişilerle sınırlı değil. Cezasının büyük kısmını tamamlamış hükümlüler için de kalan sürenin cezaevi dışında infaz edilmesine yönelik bir model üzerinde duruluyor. Ancak bu uygulamada işlenen suçun niteliği ve ağırlığı belirleyici olacak.
Yetkililer, özellikle ağır suçlarda şartlı salıverme değerlendirmesinin daha sıkı kriterlere tabi tutulacağını ifade ediyor. Böylece infaz hukukunda bireysel durumun esas alınacağı bir sistem hedefleniyor.
Kamuoyunda merak edilen bir diğer başlık ise İmralı Cezaevi'ndeki hükümlüler için olası düzenlemeler. Yetkililer, bu noktada şartlı salıverme imkânının söz konusu olmadığını, tek seçeneğin "umut hakkı" çerçevesinde değerlendirme yapılması olduğunu belirtiyor.
Umut hakkı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin belirli şartlar altında yeniden değerlendirilmesini ifade ediyor. Ancak bu konuda şu an için verilmiş bir karar bulunmadığı vurgulanıyor. Dolayısıyla İmralı özelinde herhangi bir somut adım atılmış değil.
"Terörsüz Türkiye" düzenlemesinin mart ayında Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Komisyon raporunun tamamlanmasının ardından siyasi partiler arası temasların artacağı ve düzenlemenin kapsamı üzerinde yoğun tartışmalar yaşanacağı öngörülüyor.
Hukuki güvenlik, kamu düzeni ve toplumsal hassasiyetler dengelenerek hazırlanması planlanan düzenleme, Türkiye'nin terörle mücadele politikasında yeni bir döneme işaret edebilir. Ancak taslağın nihai şekli, Meclis görüşmeleri sırasında yapılacak değişikliklerle netlik kazanacak.