Son dönemde kamu görevlilerinin sosyal medya paylaşımları, hem adli hem de idari soruşturmalara konu olmaya devam ederken, tartışmalar giderek daha geniş bir alana yayılıyor. Özellikle hakim ve savcılar başta olmak üzere birçok kamu görevlisinin paylaşımlarının gündeme gelmesi, meslek etiği ve kurumsal duruş açısından yeni bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.
Avukat Bülent Cansu, kamu görevlilerinin sosyal medya kullanımıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, yaşanan sürecin sadece hukuki değil, aynı zamanda kurumsal bilinç ve etik meselesi olduğuna dikkat çekti. Cansu, yazılı sınav, mülakat ve çeşitli aşamalardan geçerek kamu görevlisi olma hakkı kazanan personelin, buna rağmen sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturmalara maruz kalmasının uzun yıllardır çözülemeyen bir sorun olduğunu ifade etti. Memurların siyasetten özellikle uzak durmaları gerektiğinin de altını çizdi.
Bülent Cansu, kamu görevlilerinin görevlerine başlamadan önce veya hizmet içi eğitimlerde meslek etiği, disiplin hükümleri ve çok sayıda yönetmelik hakkında bilgilendirildiğini hatırlatarak, buna rağmen sosyal medya kaynaklı soruşturmaların devam etmesini "hayal kırıklığı" olarak nitelendirdi. Cansu, bu durumun yalnızca bireysel bir hata olarak değil, sistemsel bir eksiklik olarak da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Özellikle ideolojik, siyasi, küfür ve hakaret içeren paylaşımların, kamu görevlilerinin görev yaptıkları kurumların itibarına zarar verdiğini belirten Cansu, "Kamu görevlisi, yaptığı paylaşımın yalnızca hukuka uygunluğunu değil, görev yaptığı kurumun kimliğini ve saygınlığını da gözetmelidir" ifadelerini kullandı.
Cansu'nun açıklamalarında dikkat çeken bir diğer nokta ise sosyal medyada yapılan paylaşımların yalnızca suç unsuru taşıyıp taşımadığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği oldu. Fikir anlamında yapılan paylaşımın kamu kurumunun tarafsızlığına, saygınlığına ve kamuoyundaki algısına zarar verip vermediği özne olmalı.
Bu yaklaşımın özellikle yargı mensupları ve adalet hizmetlerinde görev yapan personel için daha da hassas bir alan oluşturduğunu ifade eden Cansu, kamu görevlilerinin bireysel kimlikleri ile görev yaptıkları kurumun kimliğinin her zaman iç içe geçtiğini hatırlattı.
Açıklamasında mevcut uygulamaların etkinliğini de sorgulayan Bülent Cansu, sosyal medya kaynaklı sorunların yalnızca yasaklar ve cezalarla çözülemeyeceğini belirtti. Cansu, asıl ihtiyacın farkındalık, etik bilinç ve kurumsal sorumluluk anlayışı olduğunu vurguladı.
"Kamu görevlilerinden beklenen şey, baskı ya da korkuyla değil, bilinçli bir hassasiyetle hareket etmeleridir" diyen Cansu, doğru olanın da bu yaklaşım olduğunu söyledi. Kamu hizmetinin sürekliliği ve tarafsızlığı açısından sosyal medya kullanımının yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Cansu, bu konunun meslek içi eğitimlerle daha güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğine işaret etti.
Kamu görevlilerinin sosyal medya paylaşımları, özellikle son yıllarda artan dijital görünürlükle birlikte daha sık gündeme gelirken, bu paylaşımların soruşturma konusu yapılması hem kamuoyunda hem de meslek grupları içinde tartışma yaratıyor. Uzmanlar, sosyal medya kullanımının bireysel özgürlük ile kamu görevinin sorumlulukları arasında hassas bir denge gerektirdiği konusunda ortak görüş bildiriyor.
Avukat Bülent Cansu'nun değerlendirmeleri, kamu görevlilerinin sosyal medya kullanımına yönelik süregelen tartışmalara hukuki ve etik açıdan yeni bir bakış açısı kazandırırken, konunun önümüzdeki dönemde de gündemde kalmaya devam edeceği değerlendiriliyor.