Tarih: 05.02.2026 13:00

Feti Yıldız’dan “umut hakkı” ve infaz hukuku vurgusu

Facebook Twitter Linked-in

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, infaz hukuku ve "umut hakkı" tartışmalarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından ve medya mensuplarına hitaben yaptığı değerlendirmede Yıldız, özellikle hukuki konularda yapılan haber ve yorumların mevzuata dayalı olmasının önemine işaret etti. Yıldız, infaz süreleri, koşullu salıverme hükümleri ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına ilişkin kamuoyunda yanlış algılar oluştuğunu vurguladı.

Feti Yıldız, hukuki meselelerin yorumlanmasında yalnızca siyasi ya da duygusal değerlendirmelerle değil, doğrudan kanun maddeleri esas alınarak hareket edilmesi gerektiğini belirterek, "Hukuk alanında yapılacak her haber ve yorum, ilgili mevzuata bakılarak ele alındığında hem içeriğin değeri artar hem de kamuoyu doğru bilgilendirilmiş olur" ifadelerini kullandı.

Koşullu salıverilme süresi tahliye anlamına gelmiyor

Yıldız, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a dikkat çekerek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerle ilgili sıkça yanlış aktarılan bir noktaya açıklık getirdi. Buna göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen kişiler, belirli süreleri infaz ettikten sonra koşullu salıverilme değerlendirmesine tabi tutulabiliyor.

İnfaz Kanunu'nun 107'nci maddesine göre; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir hükümlü, genel suçlar bakımından cezasının 30 yılını infaz ettiğinde koşullu salıverilme hakkını değerlendirme aşamasına geliyor. Eğer suç, örgüt faaliyeti kapsamında işlenmişse bu süre 36 yıl olarak uygulanıyor. Ancak Yıldız'ın altını çizdiği en önemli husus, bu sürelerin dolmasının doğrudan tahliye anlamına gelmediği oldu.

Yıldız, "Bu sürelerin tamamlanması, otomatik bir serbest bırakılma sonucunu doğurmaz. Koşullu salıverme, şartlara bağlıdır ve ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir" dedi.

Bazı suçlarda umut hakkı hiç yok

Feti Yıldız'ın açıklamalarında en çarpıcı başlıklardan biri ise "tahliye umudu olmayan" ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları oldu. Türk Ceza Kanunu'nun 5237 sayılı düzenlemesine atıf yapan Yıldız, özellikle devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı işlenen bazı suçlarda koşullu salıverme hükümlerinin tamamen devre dışı bırakıldığını hatırlattı.

TCK'nın;

Devletin güvenliğine karşı suçlar,

Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,

Milli savunmaya karşı suçlar

başlıkları altında yer alan fiillerin, örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında, koşullu salıverme hükümleri uygulanmıyor. Bu durumda hükümlüler için cezanın infazı ömür boyu devam ediyor.

TMK'da da açık hüküm var

Yıldız, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17'nci maddesini de hatırlatarak, terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişiler için infaz rejiminin net olduğunu ifade etti. Söz konusu düzenlemeye göre, ölüm cezası kaldırıldıktan sonra ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen ya da doğrudan bu cezaya mahkûm edilen terör suçluları, koşullu salıverilmeden yararlanamıyor. Bu hükümlüler hakkında cezanın infazı, hayatları boyunca devam ediyor.

"Umut hakkı" tartışması nereden geliyor?

Açıklamasında "umut hakkı" kavramına da değinen Feti Yıldız, bu kavramın kökeninin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına dayandığını belirtti. Buna göre, AİHM; müebbet hapis cezası alan bir kişinin, teorik de olsa yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimalinin bulunmamasını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3'üncü maddesi kapsamında insanlık dışı muamele olarak değerlendirebiliyor.

Ancak Yıldız'ın açıklamalarından çıkan mesaj, Türkiye'de bazı suç tipleri açısından bu yaklaşımın iç hukukta açık kanun hükümleriyle sınırlandığı yönünde oldu. Yıldız, infaz rejiminin siyasi tartışmalarla değil, yürürlükteki yasalarla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —