Türkiye'de son dönemde hızla yükselen maliyetler, özellikle akaryakıt fiyatlarındaki sert artışların etkisiyle nakliye ve lojistik sektörünü derin bir krizin içine sürükledi. Sektör temsilcileri, artan giderler karşısında ayakta kalmanın her geçen gün zorlaştığını belirtirken, yakıt fiyatlarındaki yükselişin doğrudan iflas riskini tetiklediğine dikkat çekiyor. Bilindiği üzere nakliye fiyatları 2024 yılından sonra çok düşük oranda arttı ancak giderler neredeyse 3'e katlamış durumda.
Lojistik sektörünün en büyük gider kalemini oluşturan motorin fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar ve sürekli artış, taşımacılık yapan firmaların mali yapısını ciddi şekilde zorluyor. Uzun yol taşımacılığında yakıt giderlerinin toplam maliyet içindeki payının kritik seviyelere ulaştığını belirten sektör temsilcileri, kâr marjlarının neredeyse sıfırlandığını ifade ediyor.
Yakıt Giderleri Kontrolden Çıktı
Özellikle son aylarda akaryakıta gelen zamlar, taşımacılık sektöründe adeta zincirleme bir etki yarattı. Birçok firma için en büyük harcama kalemi haline gelen yakıt giderleri, günlük operasyonların sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Sektör temsilcileri, mevcut fiyatlarla çalışmanın mümkün olmadığını ve nakliye ücretlerine en az yüzde 100 oranında zam yapılmaması halinde firmaların faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabileceğini dile getiriyor.
Yakıt maliyetlerindeki bu artışın yanı sıra, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), köprü ve otoyol geçiş ücretleri ile sigorta giderlerindeki yükseliş de sektörü çok yönlü bir baskı altına alıyor. Özellikle ağır vasıta araçlar için yıllık maliyetlerin katlanarak artması, küçük ve orta ölçekli işletmeleri daha da kırılgan hale getiriyor.
Sigorta ve Personel Giderleri de Katlandı
Zorunlu trafik sigortası ve kasko poliçelerinde yaşanan yüksek prim artışları, firmaların finansal yükünü daha da ağırlaştırıyor. Ağır vasıta araçlar için kasko bedellerinin yüz binlerce liraya ulaşması, birçok işletmenin sigorta yaptırmakta zorlanmasına neden oluyor.
Öte yandan artan enflasyonla birlikte şoför maaşları, SGK primleri ve yan haklar da ciddi şekilde yükseldi. Nitelikli şoför bulmakta zorlanan firmalar, mevcut çalışanlarını kaybetmemek için daha yüksek ücretler teklif etmek zorunda kalıyor. Bu durum da personel giderlerini önemli ölçüde artırıyor.
Yedek Parça ve Bakım Maliyetleri Rekor Kırdı
Döviz kuruna bağlı olarak yükselen yedek parça fiyatları ve bakım-onarım giderleri de sektörün üzerindeki baskıyı artırıyor. Lastik, motor parçaları ve teknik ekipman maliyetlerinde yaşanan artışlar, araç başına yapılan harcamaları katlarken, filoların operasyonel sürekliliğini de riske atıyor.
Köprü ve Otoyol Ücretleri Ek Yük Getiriyor
Şehirler arası taşımacılıkta önemli bir gider kalemi olan köprü ve otoyol geçiş ücretlerindeki artış da firmaların maliyetlerini yukarı çekiyor. Özellikle büyükşehir geçişlerinde ödenen yüksek ücretler, her sefer için ciddi bir ek maliyet oluşturuyor. Ancak yoğun rekabet nedeniyle bu maliyetlerin navlun fiyatlarına yansıtılamadığı ifade ediliyor.
"Gider Artıyor, Gelir Yerinde Sayıyor"
Sektör temsilcileri, piyasadaki rekabet ve tahsilat sorunları nedeniyle fiyat artışı yapamadıklarını, buna karşın başta akaryakıt olmak üzere tüm gider kalemlerinin hızla yükseldiğini vurguluyor. Bu durumun özellikle bireysel kamyoncu esnafını doğrudan etkilediği ve birçok işletmenin kapanma riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, akaryakıt fiyatları başta olmak üzere vergi ve sigorta maliyetlerinde denge sağlanmaması halinde lojistik sektöründe iflasların artabileceği uyarısında bulunuyor. Sektörde yaşanacak daralmanın ise gıda, sanayi ve perakende başta olmak üzere birçok alanda fiyat artışlarını tetikleyebileceği ifade ediliyor.
Sektörden Acil Destek Çağrısı
Nakliye ve lojistik sektörü temsilcileri, başta akaryakıt üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi olmak üzere; sigorta primlerinde düzenleme yapılması ve köprü–otoyol ücretlerinde taşımacılara özel indirimli tarifelerin uygulanması çağrısında bulunuyor. Aksi halde binlerce aracın kontak kapatabileceği ve sektörün ciddi bir küçülme sürecine girebileceği belirtiliyor.
Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri olarak görülen lojistik sektöründe yaşanan bu maliyet krizi, önümüzdeki dönemde üretim ve tedarik zincirini doğrudan etkileyecek gelişmelerin habercisi olarak değerlendiriliyor.