ADLİ - Ankara'da kendisini hâkim olarak tanıtarak "hukuki danışmanlık" adı altında vatandaşlardan para aldığı iddia edilen Didem T. hakkında yürütülen yargılama sonuçlandı. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın kamu görevlisi sıfatı izlenimi vererek mağduru aldattığına hükmederek nitelikli dolandırıcılık suçundan ağır yaptırım uyguladı. Gerekçeli kararda, sanığın sistematik biçimde güven oluşturduğu ve bu güveni maddi kazanca dönüştürdüğü ayrıntılı şekilde ortaya konuldu.
Mahkemenin gerekçeli kararına göre süreç, Didem T.'nin sosyal medya hesaplarında ve bazı haber sitelerinde kendisini "idari yargı hâkimi" olarak tanıttığına ilişkin yayınların yapılmasıyla başladı. Bu paylaşımlarda, sanığın yargı unvanını kullanarak hukuki danışmanlık verdiği ve bu yolla yüksek meblağlar tahsil ettiği iddiaları yer aldı. Söz konusu içerikler üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen harekete geçerek soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında sanığın iş yeri ve ikamet adreslerine eş zamanlı arama yapıldı. Yapılan aramalarda elde edilen deliller, iddiaların ciddiyetini gözler önüne serdi.
Aramalarda, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından verilmiş izlenimi uyandıran sahte hâkim kimlik kartı, "idari yargı hâkimi" unvanı taşıyan kartvizitler, Adalet Bakanlığı'na ait olduğu değerlendirilen kartlı geçiş kimliği ile hâkimlik cübbesi ele geçirildi. Mahkeme, bu materyallerin tesadüfi olmadığını, sanığın kendisini bilinçli şekilde kamu görevlisi gibi göstermek amacıyla bu düzeni kurduğunu vurguladı.
Dosyada mağdur olarak yer alan A.S.'nin beyanları kararda önemli yer tuttu. Buna göre A.S., Şanlıurfa'da süren bir arsa davası nedeniyle hukuki destek arayışındayken sanık N.K. aracılığıyla Didem T. ile tanıştı. Ankara'daki ofiste gerçekleşen görüşmede sanık, kendisini idari yargı hâkimi olarak tanıttı ve davamı sonuçlandırabileceğini söyleyerek mağdurun güvenini kazandı.
Bu görüşmelerin ardından mağdurdan para talep edildi. Ödemelerin, sanığın imam nikâhlı eşi olduğu belirtilen U.A.'nın banka hesabına yapıldığı belirlendi. Toplamda yaklaşık 1 milyon lira ödeme yapıldığı dosyaya yansıdı. Ancak arsa davasının mağdur aleyhine sonuçlanması üzerine A.S., dolandırıldığını fark ederek sanıklardan şikâyetçi oldu.
Mahkeme, sanığın sadece sözlü beyanlarla değil, fiziki ortam ve görünümle de kamu görevlisi izlenimi yarattığını tespit etti. Gerekçeli kararda, ofisin bir hâkim odasını andıracak şekilde dizayn edildiği, sanığın bu ortamda birçok kişi ve kurumu kabul ederek güven kazandığı ifade edildi. Hatta bazı kamu görevlileri ve bürokratların da bu ofisi ziyaret ettiği bilgisi yer aldı.
Ayrıca sanığın, hukuken avukatlık yapılması gereken işlerde bazı avukatlarla anlaşarak dosyaları onlara hazırlattığı, ancak iş sahiplerinden doğrudan menfaat sağladığı da mahkeme tarafından değerlendirildi.
Yargılama sonucunda mahkeme, Didem T.'nin hâkim olmadığını bilmesine rağmen bu unvanı kullandığını ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini sabit gördü. Buna karşılık, dosyada yer alan diğer sanıklar N.K. ve U.A.'nın, sanığın hâkim olmadığını bilerek hareket ettiklerine veya dolandırıcılık kastıyla menfaat temin ettiklerine dair kesin ve yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildi.
Mahkeme, Didem T.'yi "kamu görevlisi sıfatını kullanarak nitelikli dolandırıcılık" suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına ve 3 milyon lira adli para cezasına çarptırdı. Kararda, sanığın mağdurun zararını soruşturma ve kovuşturma sürecinde gidermemiş olması da özellikle vurgulandı.
Karar, yargı unvanlarının ve kamu görevi sıfatının sahte yollarla kullanılmasının, toplumsal güven duygusuna ciddi zararlar verebileceğine dikkat çekerken; benzer girişimlere karşı caydırıcı bir emsal olarak değerlendirildi.