ÖZEL HABER - İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde görev yapan bir kadın hâkime yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı, yargı camiasını ve kamuoyunu derinden sarstı. Daha önce aralarında bir yakınlaşma bulunduğu iddia edilen bir savcı tarafından düzenlenen saldırıda, hâkimenin yaralandığı, tedavisinin ardından bugün taburcu edildiği öğrenildi. Yaşanan bu vahim olayın ardından saldırıyı gerçekleştiren savcı tutuklanarak kapalı ceza infaz kurumuna gönderildi.
Ancak olayın en dikkat çekici yönü, olası bir cinayetin önüne geçen isimsiz kahraman oldu. Adliyede görevli, açık ceza infaz kurumundan hükümlü olarak çalışan bir kişi, saldırganı etkisiz hâle getirerek çok daha ağır sonuçların yaşanmasını engelledi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu kişinin hangi suçtan ve kaç yıldır cezaevinde bulunduğu henüz açıklanmadı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Adalet TV'nin kurucusu Ömer Faruk Artun, olayın yalnızca bir saldırı vakası olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Artun, adliye binasında görev yapan hükümlünün sergilediği soğukkanlı ve cesur müdahalenin, bir kadın cinayetinin önüne geçtiğini belirtti.
Artun açıklamasında, "Bu olayda saldırıyı gerçekleştiren kişi kadar, saldırıyı durduran kişinin de konuşulması gerekiyor. O hükümlü arkadaş, belki de bir insanın hayatını kurtardı ve toplum vicdanında gerçek bir kahraman olarak yer aldı" ifadelerini kullandı.
Ömer Faruk Artun, daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasal af yetkisini kullanarak, aralarında kasten öldürme ve terör suçlarından hüküm giymiş kişilerin de bulunduğu bazı hükümlüleri affettiğini hatırlattı. Artun'a göre bu olayda hayati bir rol oynayan adliye görevlisi hükümlü için de benzer bir adım atılması, toplumda geniş bir karşılık bulabilir.
Artun, "Bu olayın kahramanı olan ve hâlen hükümlü statüsünde bulunan adliye çaycısının Cumhurbaşkanı kararıyla affedilmesi, tüm ülkenin takdirini kazanacaktır. Böyle bir adım, adaletin yalnızca cezalandıran değil, aynı zamanda erdemi ve cesareti ödüllendiren bir mekanizma olduğunu da gösterir" değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamasında yalnızca af konusuna değil, idari ve sembolik adımlara da değinen Artun, Adalet Bakanlığı'nın bu hükümlüye yönelik bir takdir belgesi vermesinin önemine dikkat çekti. Böyle bir belgenin, cezaevlerinde bulunan diğer hükümlüler için de güçlü bir motivasyon kaynağı olacağını ifade etti.
Ömer Faruk Artun'un en dikkat çeken çağrılarından biri ise mevzuat değişikliği önerisi oldu. Artun, üstün başarı ve özveri gösteren hükümlüler için Cumhurbaşkanının af yetkisine gerek kalmadan, kurul kararı ya da Adalet Bakanlığı kararıyla cezada indirim yapılabilmesini veya daha uzun süre denetimli serbestlikten yararlanma imkânı tanınmasını savundu. Mevcut ödüller böyle olağanüstü durumlar için formaliteden öteye gitmiyor.
Bu kapsamda 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a ilave maddeler eklenmesi gerektiğini belirten Artun, "Ceza infaz sistemi sadece kötüyü cezalandıran bir yapı olmamalı. İyiyi de ödüllendiren, doğru davranışı teşvik eden bir anlayış geliştirilmelidir. Aksi hâlde rehabilitasyondan söz etmek mümkün olmaz" dedi.
Yaşanan saldırı, son dönemde yargı mensuplarının güvenliği ve ceza infaz sisteminin işleyişine dair tartışmaları yeniden gündeme taşırken, hükümlü bir kişinin sergilediği bu örnek davranış kamuoyunda da geniş yankı buldu. Artun'un çağrıları, hem infaz hukukunun geliştirilmesi hem de toplumsal adalet duygusunun güçlendirilmesi açısından önemli bir tartışma başlığını beraberinde getirdi.