Adalet teşkilatında uzun süredir dile getirilen yapısal reform talepleri, Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı görevine başlamasının ardından yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Göreve başlar başlamaz yaptığı değerlendirmelerde özellikle adliye ve cezaevi personelinin özlük haklarına dikkat çeken Gürlek'in mesajları, teşkilat içinde "yeni dönem" beklentisini artırdı.
Meslek hayatı boyunca yargının farklı kademelerinde görev yapan Gürlek'in, sahadaki iş yükünü ve yapısal sorunları yakından bilen bir isim olduğu yorumları yapılıyor. Bakanlık görevine gelir gelmez yaptığı açıklamalarda; çalışma koşullarının iyileştirilmesi, kariyer sisteminin güçlendirilmesi ve mali hakların yeniden değerlendirilmesi yönünde adımlar atılacağını ifade etti.
Bu çıkış, daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Adalet Hizmetleri Sınıfı" düzenlemesini yeniden tartışmaya açtı. Gözler şimdi, bu vaadin somut bir yasal düzenlemeye dönüşüp dönüşmeyeceğine çevrilmiş durumda.
Kulis bilgilerine göre, Adalet Bakanlığı bünyesinde görev yapan on binlerce personeli doğrudan ilgilendiren yeni hizmet sınıfı düzenlemesinin 2026 yılı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınması bekleniyor.
Planlanan düzenleme ile halen Genel İdare Hizmetleri Sınıfı kapsamında yer alan adalet personelinin, adalet teşkilatına özgü müstakil bir hizmet sınıfına geçirilmesi hedefleniyor. Bu değişikliğin yalnızca teknik bir statü güncellemesi olmadığı; mesleki kimliğin güçlendirilmesi, kariyer planlamasının netleşmesi ve mali hakların iyileştirilmesi açısından köklü bir dönüşüm anlamı taşıdığı değerlendiriliyor.
Yargı süreçlerinin bel kemiğini oluşturan personelin ayrı bir statü altında toplanması talebi, uzun süredir sendikalar ve meslek örgütleri tarafından dile getiriliyordu.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Bülent Cansu, 2026 yılının belirleyici bir dönüm noktası olabileceğini ifade etti. Cansu, Adalet Bakanlığı'nın iş yükü bakımından en yoğun kamu kurumlarından biri olduğunu hatırlatarak, yalnızca sözlü taahhütlerin yeterli olmayacağını ve düzenlemenin mutlaka somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlara göre düzenlemenin yasalaşması, yalnızca ekonomik kazanımlar sağlamayacak; aynı zamanda adalet teşkilatının kurumsal yapısını daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirecek.
Hazırlık aşamasındaki çalışmalarda şu başlıkların öne çıktığı belirtiliyor:
Adalet personelinin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı'ndan çıkarılması
"Adalet Hizmetleri Sınıfı" adıyla yeni ve bağımsız bir hizmet sınıfı oluşturulması
Uzman kâtip, baş kâtip ve kıdemli kâtip gibi kariyer basamaklarının ihdas edilmesi
Yeni unvanlara bağlı olarak görev tazminatı ve ek ödeme düzenlemelerinin yapılması
Emekliliğe yansıyan mali hakların güçlendirilmesi
Bu sistemle birlikte yazı işleri müdürlükleri, zabıt kâtiplikleri, icra daireleri, infaz ve koruma memurları ile adli bürolarda görev yapan personelin kariyer yol haritasının daha net biçimde çizilmesi amaçlanıyor. Ayrıca görev tanımlarının kurumsal çerçevede yeniden yapılandırılması da gündemde.
Uzman değerlendirmelerine göre, adalet teşkilatında görev yapan personelin çalışma temposu ve sorumluluk alanı, diğer kamu kurumlarından önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Mahkeme süreçlerinin yönetimi, duruşma organizasyonu, icra işlemleri ve infaz uygulamaları gibi kritik görevler, yüksek dikkat ve teknik bilgi gerektiriyor.
Bu nedenle yıllardır Genel İdare Hizmetleri Sınıfı kapsamında değerlendirilmeleri, birçok kesim tarafından yapısal bir eksiklik olarak görülüyor. Sendika temsilcileri, artan dosya sayısı ve yoğun iş yükü karşısında mevcut statünün yetersiz kaldığını savunuyor.
Düzenlemenin yasalaşması için şu aşamaların tamamlanması gerekiyor:
Kanun teklifinin Meclis'e sunulması
İlgili komisyonlarda detaylı müzakerelerin yapılması
Kapsama alınacak personel gruplarının netleştirilmesi
Yeni unvanlar için kıdem ve eğitim kriterlerinin belirlenmesi
Mali düzenlemelerin bütçe dengesiyle uyumlu hale getirilmesi
Tüm bu aşamaların tamamlanması halinde, adalet teşkilatında görev yapan binlerce personel için yeni bir statü ve kariyer dönemi başlayabilir.
Adalet personelinin uzun süredir dile getirdiği talepler; kariyer basamaklarının somutlaştırılması, ek göstergelerin güçlendirilmesi ve tazminat sisteminin güncellenmesi etrafında yoğunlaşıyor. Bu nedenle "Adalet Hizmetleri Sınıfı" yalnızca mali iyileştirme anlamına gelmiyor; aynı zamanda mesleki itibar ve kurumsal kimlik açısından da sembolik bir değer taşıyor.
Önümüzdeki dönemde atılacak somut adımlar, hem personelin motivasyonunu hem de adalet hizmetlerinin etkinliğini doğrudan etkileyecek. 2026 yılı içerisinde düzenlemenin Meclis gündemine taşınması halinde, yargı teşkilatında uzun süredir beklenen yapısal değişimin hayata geçirilmesi mümkün olabilecek.