Tarih: 02.03.2026 12:28

AF Uygulamalarının Gerekçelerine Göre Türkiye’de Bir Af İhtiyacı Doğdu Mu?

Facebook Twitter Linked-in

Avukat Bülent Cansu, Türkiye'de geçmiş dönemlerde çıkarılan af kanunlarının gerekçelerini hatırlatarak, bugün gelinen noktada benzer bir ihtiyacın doğup doğmadığı sorusunu gündeme taşıdı. Cansu, 1950'den 1999'a kadar uzanan af uygulamalarının ortak yönlerine dikkat çekerek, bu düzenlemelerin salt bir "bağışlama" iradesi değil; olağanüstü dönemlerin ardından toplumsal normalleşmeyi sağlama amacı taşıdığını vurguladı.

"Af, Kriz Sonrası Denge Aracıdır"

Cansu'nun değerlendirmesine göre Türkiye'de 1950, 1960, 1963, 1966 ve 1974 yıllarında çıkarılan aflar ile 1999 yılında yürürlüğe giren 4616 sayılı yasa uygulamasının ortak noktası, olağanüstü toplumsal ve siyasal süreçlerin ardından gelmiş olmalarıdır. Bu düzenlemeler, devletin kriz sonrası denge kurma ve toplumu yeniden bütünleştirme iradesinin bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.

Afların, kamuoyunda zaman zaman "merhamet" düzenlemesi olarak sunulsa da gerçekte toplumsal barışı güçlendirmeyi ve yeni döneme temiz bir başlangıç yapmayı hedeflediğini belirten Cansu, temel gerekçenin bazı suç ve cezaların infazında artık sosyal fayda kalmadığı değerlendirmesi olduğunu ifade etti.

1950 Affı: Çok Partili Hayata Geçiş Sürecinde Normalleşme

1950 affının, II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye'nin çok partili hayata geçiş sürecinde yaşadığı dönüşümle yakından bağlantılı olduğunu belirten Cansu, bu dönemde eski siyasal gerilimlerin tasfiyesinin bir ihtiyaç hâline geldiğini hatırlattı. Af düzenlemesinin bir bağışlama değil, toplumsal barışı yeniden tesis etmeye yönelik bir içtimai tedbir olarak görüldüğünü kaydetti.

1960 ve Sonrası: Anayasal Düzen ve Geçiş Süreci

1960 askeri müdahalesi sonrasında devlet ve toplum yapısında olağanüstü değişiklikler yaşandığını belirten Cansu, 1950–1960 döneminde yaşanan siyasi gerilimler ve anayasal tartışmalar nedeniyle birçok vatandaşın suçlu veya mahkûm konumuna düştüğünü ifade etti.

1960 ve 1963 aflarının, yeni anayasal ve siyasal düzene sağlıklı bir başlangıç yapabilmek, eski dönemin ihtilaflarını geride bırakmak ve milli birlik zeminini güçlendirmek amacıyla çıkarıldığını belirtti. Bu düzenlemelerin bir zafiyet değil, toplumsal normalleşme iradesi olarak görülmesi gerektiğini dile getirdi.

1966 affının ise 10 Ekim 1965 seçimleri ve anayasal düzenin istikrara kavuşması sonrasında çıkarıldığını hatırlatan Cansu, bu dönemde bazı suç ve cezaların infazında toplumsal faydanın kalmadığı değerlendirmesinin etkili olduğunu ifade etti.

1974 Affı: Cumhuriyetin 50. Yılında Toplumsal Barış Vurgusu

1974 affının, Cumhuriyetin 50. yılında demokratik rejimin yeniden istikrar kazandığı bir dönemde çıkarıldığını belirten Cansu, bu düzenlemenin toplumsal barışa yeni bir başlangıç yapma amacı taşıdığını vurguladı. İlham kaynağının Cumhuriyetin 10. yılında, Mustafa Kemal Atatürk'ün hoşgörü anlayışıyla çıkarılan af olduğunu hatırlattı.

Bu dönemde de temel gerekçenin, toplumsal gelişmeler karşısında bazı suçların infazında sosyal faydanın kalmadığı değerlendirmesi olduğunu ifade etti.

1999 – 4616 Sayılı Yasa: Ceza Adaletinde Ölçülülük

1999 yılında yürürlüğe giren 4616 sayılı yasa uygulamasının ise artan suç oranları, sosyal ve ekonomik dönüşümler ve ceza infaz sistemindeki yoğunluk karşısında gündeme geldiğini belirten Cansu, bu düzenlemenin ceza indirimi yoluyla hükümlülerin yeniden topluma kazandırılmasını amaçladığını kaydetti.

Bu kapsamda amaçlanan hususun; toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek ve ceza adaletinde ölçülülük temelinde dengeyi yeniden kurmak olduğunu söyledi.

"Af, Devletin Atıfet Yetkisinin Kullanımıdır"

Avukat Bülent Cansu, geçmiş örnekler ışığında affın Türkiye'de kriz ve geçiş dönemlerinin ardından ortaya çıkan bir denge ve normalleşme aracı olduğunu belirterek, "Af bir zafiyet değil, devletin atıfet yetkisinin kullanımıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Geçmiş uygulamalarda olduğu gibi affın, yeni bir döneme sağlıklı geçiş yapma, toplumsal barışı güçlendirme ve milli birlik zeminini sağlamlaştırma iradesiyle gündeme geldiğini hatırlatan Cansu'nun açıklamaları, kamuoyunda af tartışmalarını yeniden hareketlendirdi.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —